(Source: mevsiim)

Reblogged from mevsiim, 12 notes, May 29, 2012

kapalikombi:

“Hayır” dedi Elizabeth, “bu adil değil. Bütün dünyanın düzgün olduğunu düşünmek istiyorsun ve birinin kötülüğünden bahsetsem hemen kırılıyorsun. Ben sadece senin mükemmel olduğunu düşünmek istiyorum ve sen buna karşı koyuyorsun. Aşırıya kaçmamdan korkma. Gerçekten sevdiğim çok az insan var. Ne kadar dünyayı tanıdıysam o kadar ondan nefret ettim. Ve her gün insanların ayrılıklarına olan inancım doğrulanıyor. “

Reblogged from kapalikombi, 4 notes, May 23, 2012

Bana sahip olduğun bir eşya gibi davransan bile biliyorsun ki ıvır zıvır çekmecesi değil yerim. Ama pamuklara sarıp sakladığın o kutuda seni daha kaç yıl beklerim?

2 notes, May 23, 2012

mutlu-sonyoktur:

“Dünyada bir tek insana inanmıştım.
O kadar çok inanmıştım ki; bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı.”

Reblogged from mutlu-sonyoktur, 23 notes, May 22, 2012

"Aşkınla demlenmiş sıcak bir çay içmeliyim.
Küfürler saçıp etrafa, belalara bulaştırmalıyım ağrılı başımı.
Yokluğuna alışmamalıyım."

Tarık Tufan (via kurkmantolumaria)

Reblogged from kurkmantolumaria, 8 notes, May 19, 2012

"Adını çok düşündüm. Bildiklerimden hiçbirini yakıştıramadım. Seni bulduğum gün, senden duyacağım. Bu yüzden tahmin etmeyi bıraktım. Şimdilik sana sevgilim diyorum. Umarım kızmazsın."

Hakan Günday, Az (via kedidirokedi)

Reblogged from hayallerimizisatmadikya, 51 notes, May 16, 2012

"Bazen kendimi bir müddet için unuttuğum, bir insanda kendime yakın taraflar bulduğum oluyordu. Fakat kafama, çıkmaz bir şekilde yerleşmiş olan o korkunç hüküm, derhal kendini gösteriyor; “Unutma, unutma, unutma ki o sana daha yakındı … Buna rağmen böyle yaptı!” diye beni hakikate davet ediyordu. Herhangi bir kimsenin bana bir adıma kadar yaklaştığını görüp ümitlensem hemen kendimi topluyor: “Hayır, hayır, o bana daha çok yaklaşmıştı… Hatta aramızda mesafe bile kalmamıştı ! Fakat, işte sonu.” diyordum. İnanmamak, inanamamak … Bunun ne kadar korkunç olduğunu her gün, her an hissediyordum."

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (via zedkaren)

Reblogged from zedkaren, 5 notes, May 12, 2012

ne güzel bir…

tukenmezkelamm:

“iki ekmek,” dedi funda, iki ne güzel bir sayıydı. “bir lira,” dedi tahir, bir ne güzel bir sayıydı. beş lira uzattı funda, lira ne güzel bir paraydı. kasadaki hazneleri karıştıra karıştıra dört lira bulup uzattı tahir, kasa ne güzel bir aygıttı. “teşekkür ederim,” dedi funda, teşekkür ne güzel bir kelimeydi. “rica ederim,” dedi tahir, etmek ne güzel bir fiildi…


murat uyrukulak  kus yuvası

Reblogged from tukenmezkelamm, 1 note, May 10, 2012

(Source: kendiniahmetsanansuleyman)

Reblogged from kendiniahmetsanansuleyman, 43 notes, May 8, 2012

SANA PAHA BİÇİLMEZ

gumushilal:

Zahir, çölde yaşayan Müslümanlardandır. Çölden Hz. Muhammed (asv)’in siparişlerini getirir ve Hz. Muhammed (asv) de onun şehirden yaptığı alışverişine yardımcı olur. Aralarındaki ilişkinin bu boyutuna dikkat çekerek:

“Zahir bizim çölümüzdür, biz de onun şehriyiz.” der.

Fakat Zahir’in ciddi bir sorunu vardır. Doğuştan gelen bazı fizyonomik kusurları nedeniyle insanlar arasında görünmek istememekte, mecburen topluma karıştığı zamanlarda ise“Herkes bana bakıyor!” kompleksi ile ezilmekte, sıkıntı çekmektedir. Hz. Muhammed (asv) de Zahir’in bu sorununun farkındadır. Ve bir gün onu rahatlatmanın fırsatını da yakalar.

Zahir, Medine çarşısının en kalabalık olduğu bir saatte alışveriş yapmaktadır. Hz. Muhammed (asv) sessizce arkasından sokulur, elleriyle Zahir’in gözlerini yumarak bedenini kendisine çeker. Kendisine bu şakayı yapanın, kokusundan Hz. Muhammed (asv) olduğunu tanıyan Zahir ise, duyduğu mutluluktan adeta kendinden geçmiş olarak bütün vücuduyla Hz. Muhammed (asv)’e yaslanır. Peygamberlerinin o güne kadar hiç kimseye bu denli mesafesiz davranmadığını bilen Müslümanlar hayretten büyüyen gözlerle etrafına yığılırlar. Hz. Muhammed (asv) tebessümle seslenir:

“Bir kölem var. Satıyorum. Onu benden kim alır?”

Zahir bir yandan yaşadığı sürpriz iltifatın şokuyla, diğer yandan ise ömrü boyunca bütün bilincini doldurmuş olan o kompleksin etkisiyle, peygamberinin şakasına biraz acılık karışmış bir şakayla cevap verir.

“Yemin olsun ki ey Allah’ın Elçisi, beş para etmez bir köleyi satmaya çalışıyorsun.”

İşte Hz. Muhammed (asv)’in beklediği fırsatta budur. “Herkes bana bakıyor” kompleksinin sahibine “herkes” in içinde öyle bir tedavi uygulayacaktır ki, o andan itibaren Zahir, hiç kimse karşısında en küçük bir sıkıntı hissetmeden, rahat ve başı dik olarak yaşayacaktır. Bu tam taşı gediğine koyma fırsatıdır. Hz. Muhammed (asv) o anda şakayı keser. Ciddileşir. Zahir’i göstererek ve kendilerini sarmış olan kalabalığa seslenerek:

“Hayır; andolsun ki Allah ve Allah’ın Elçisi katında senin değerine paha biçilmez!”der.

O gün Zahir’in, hayatının bayram günüdür.

Reblogged from gumushilal, 11 notes, May 7, 2012